PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye'ye Güney Kıbrısı Tanıyacaksın baskısı


Sivil Devriye
08-03-2005, 02:21 PM
Bizleri alıştıra alıştıra İmzaladıkları belge ile kandıran ve Kıbrısı da içine alan Ankara anlaşması protokolunu imzalayan Hükümet Aynı oyununa bu kez de tanıma konusunda devam ediyor. AB ülkelerinden destek aldıklarını söyleyerek imzaladıkları belgelerin karşılıgında Kıbrısı tanımya zorlanan hükümet bu kez de karşımıza "EE tanıyalım ama tanıma şartlarını uygulamayız " diyerek cıkarsa artı hiç şaşırmayacagım. 500 yıllık türk yurdu olan Kıbrıs'ı satanları nasıl bir son bekliyor görecegiz.
___________
_______________
_______________
__________
___


AB ÜLKELERİ BASTIRIYOR

Fransız Le Figaro gazetesi, Fransa Başbakanı Dominique de Villepin'in, dünkü 'Kıbrıs tanınmalı' yönündeki açıklamalarının Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından da desteklendiğini yazdı.

Villepin'in dün Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanıması gerektiği yönündeki sözlerinin ardından tartışmalar sürüyor.

Avrupa Birliği Komisyonu, yaptığı açıklamada Kıbrıs'ın bir önkoşul oluşturmadığına dikkat çekerken, Fransa basını Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın Villepin gibi düşündüğünü yazdı.

Fransa'da yayımlanan Le Figaro gazetesi, Başbakan Villepin’in Europe-1 radyosuna verdiği demeci izleyen dünkü bakanlar kurulu toplantısında, Jacques Chirac’ın bu konuda sarf ettiği sözlere yer verdi.

Figaro, Chirac’ın 'başbakanın da ifade ettiği gibi, AB üyelerinden birini tanımaksızın, bir ülke ile müzakere açılması düşünülemez' dediğini yazdı.

Chirac'ın sözlerine bakanlardan teyit

Gazete cumhurbaşkanının, dünkü bakanlar kurulu oturumunda bu sözleri sarf ettiğini toplantıya katılan birçok bakanın teyit ettiğini de vurguladı.

Le Figaro, önce Başbakan Villepin, onun ardından da Cumhurbaşkanı Chirac’ın bu tarzda konuşmasının, Fransa’nın Türkiye politikasını açıkça sertleştirmesi anlamına geldiğinı yazıyor.

VILLEPIN'E DESTEK
Alman Hıristiyan Demokratlar (CDU), Fransa Başbakanı Dominique de Villepin'in 'Türkiye ile AB üyelik müzakerelerine başlanmadan önce Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesimini
tanıması gerektiği' yönündeki açıklamalarını desteklediğini duyurdu. CDU dış siyaset sözcüsü Friedbert Pflueger, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı olduklarını yineledi ve Başbakan Gerhard Schröder'in müzakerelerin 3 ekimde başlatılmasını hala destekleyip desteklemediğini açıklamasını istedi. 'De Villepin'in bu konuda haklı olduğunu ve AB'nin her üyesini tanımayan bir ülkeyle müzakerelerin başlatılabileceğini düşünmenin çok güç olduğunu' belirten sözcü, Ankara'nın bu tutumunun makul olmadığını öne sürdü. Sözcü, Alman hükümetinin, bu konudaki tutumunu açıkça ifade etmesi gerektiğini de vurguladı.

Cumhurbaşkanının hiçbir zaman bu kadar ileri gitmediğine dikkat çeken Le Figaro, "konu referandum kampanyasını zehirlediği halde ve sağda tamamen yalnız kalmasına rağmen Chirac, Türkiye ile müzakereyi hep savunmuştu" diyor.

Ancak haziran ortasındaki AB zirvesiyle birlikte bu tavrını değiştirmeye başladığını da belirtiyor.

"AB ile Türkiye arasında bilek güreşi"

Belçika'nın Le Soir gazetesi de, Fransa Başbakanı Dominique de Villepin'in açıklamalarından sonra Türkiye ile 3 ekimde başlaması öngörülen AB'ye katılım müzakereleri öncesi eylül ayında yapılacak AB zirvesinde bir 'bilek güreşi' beklendiğini yazdı.

Ankara Antlaşması'nın Ek Protokolünün imzalanmasından sonra Türkiye'nin müzakerelerin başlaması için tüm koşulları yerine getirdiğini hatırlatan gazete, Fransa'nın, 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanınmasını da bir ön koşul olarak gündeme taşıyan ilk AB üyesi olduğunu belirtti.

Türkiye'nin, Ek Protokolü imzalarken sunduğu deklarasyonun, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi tarafından memnuniyetle karşılandığını yazan gazete, Paris'in, bu iki AB üyesinden daha da ileri gittiğine dikkati çekti.

AB devlet ve hükümet başkanlarının, 17 aralık zirvesinde, Ek Protokolün imzalanmasının yasal tanıma anlamına gelmeyeceğini kabul ettiklerini hatırlatan Le Soir, Fransa Başbakanı'nın 'hassas bir uzlaşmayı' bozmakta olduğunu ima etti.

Yunanistan ve Rumlar memnun

Dominique de Villepin'in açıklamalarına yer verdikten sonra, bu sözlerin, müzakerelerin başlangıcının ertelenebileceği anlamına geldiğini öne süren gazete, bu durumun Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimini çok memnun ettiğini yazdı.

Başbakan de Villepin'in, sadakatle bağlı olduğu Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın onayı olmadan böyle bir tavır izlemeyeceğini de ima eden gazete, 1-2 eylülde yapılacak AB Konseyi toplantısının hareketli geçeceğini, AB üyelerinin, Müzakere Çerçeve Belgesi'ni onaylamaları veTürk deklarasyonu konusunda tavır belirlemeleri gerektiğini ifade etti.

AB Anayasası referandumunun olumsuz etkisindeki Fransa'nın, Türkiye'ye karşı tavrında, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimiyle birlikte, Almanya'dan da destek bulabileceğini, eylülde yapılacak seçimler ardından bu ülkede iktidara gelme olasılığı bulunan Angela Merkel'in de Türk katılımına karşı olduğunu yazan Le Soir, AB kamuoyunun bir kısmının Türkiye'nin AB üyeliğine muhalefetinden de söz etti.

Türkiye'nin, müzakerelere başlamak için Kıbrıs koşulunu kabul etmeyeceğini açıkladığını, bu alanda AB Komisyonu'nun da desteğini aldığını belirten gazete, Kıbrıs sorununa çözüm arama yerinin BM olduğu görüşüne yer verdi.

''Top artık siyasi kanatta'' diyen gazete, AB Komisyonu'nun, ''başlatılmış olan süreci ilerletmeye veya frenlemeye yönelik siyasi sorumluluğun üye devletlere ait olduğuna'' ilişkin açıklamasına da yer verdi.

Tan: "Müzakerelerin başlayacağına inanıyoruz"

Türkiye ise açıklamalar karşısında 3 ekimde müzakerelerin başlayacağı yönündeki inancını sürdürüyor.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Namık Tan, bugün yaptığı açıklamada Avrupa Birliği'nin 17 aralık kararlarına bağlı kalması gerektiğini belirtti. "3 ekimde müzakerelerin başlayacağına inanıyoruz" diyen Tan, Kıbrıs sorununun çözüm yerinin de Birleşmiş Milletler çatısı olduğunu söyledi.

AB açısından çok ciddi sonuçlar yaratacak ve sorumluluklar içeren
birtakım kararlar olduğunu, bunların başında 17 aralık zirvesinde
alınan kararın geldiğini hatırlatan Tan, ''bunun altında, bütün bu demeçleri veren ülkelerin en üst düzey yetkililerin imzaları vardır. Bu imzalar onlar açısından sorumluluk yaratmaktadır...Bu demeçleri veren birçok ülke yetkilisinin de Türkiye'nin AB sürecine daha önce verdikleri sözler çerçevesinde destek olacaklarına inanıyoruz'' diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de dün yaptığı açıklamada, "Fransa Başbakanı de Villepin'in söz konusu demeci hangi çerçevede verdiğini ve tam olarak neleri kastettiğini bu aşamada değerlendirebilecek durumda değilim. Fransa'nın AB sürecine desteğinin devamını bekliyoruz" demişti.

Deklarasyonda 'tanıma yok

AB dönem başkanı İngiltere'nin Türkiye'ye gönderdiği ek protokol metni, Brüksel'deki Türk daimi temsilcisi Büyükelçi Oğuz Demiralp tarafından geçtiğimiz cumartesi imzalandı.

Türkiye, protokole imza atarken, Kıbrıs cumhuriyeti'ni tanımadığını da yayınladığı bir deklarasyonla ilan etti.

Deklarasyonun içeriği:


Türkiye siyasi çözüm için kararlılığını sürdürmektedir
Bu protokoldeki Kıbrıs Cumhuriyeti 1960'daki ortaklık devleti değildir
Türkiye için Rum tarafı Kıbrıs Türk tarafını temsil etmemektedir
Türkiye bu protokolle Kıbrıs Cumhuriyeti'ni herhangi bir şekilde tanımış olmayacaktır
Türkiye KKTC ile ilişkilerini değiştirmeyecektir
Kapsamlı çözümle birlikte Türkiye yeni oluşacak devlet ile ilişkiler tesis etmeye hazırdır

AB'nin deklarasyonun kısa olması ve limanların Rum kesimine açılmayacağı cümlesinin yer almaması taleplerini dikkate alan Ankara deklarasyonun hem giriş hem de sonuç bölümünde çözüme yönelik mesajlar verdi.