berkan3512
07-10-2005, 12:24 PM
Ankara'da bir gece
"Ne yapayım?" dedi orta yaşlı adam. Genç olanı "Bu ülkede kuşaklar arası aktarım yok. Biz, 'iyi adam' şimdi nasıl yaşar bilmiyoruz. Bu hayat nasıl yaşanmalı, bunun örneği yok artık önümüzde" diye karşılık veriyor. Dünyayı, memleketi, giderek hayatın ve insanın nasıl olması gerektiğini konuşmuşlar bütün gece. Giriş, düğüm bölümünü geçmişler; artık sonuç cümlelerini kuracaklar ikisi de. Orta yaşlı olanı hiçbir şeyin işe yaramadığını söylüyor. Genç olanı ise onun çocuklarla konuşması gerektiğini. Çünkü... "Bisikletle gidiyordum bir gün. Bir arabayı çizdim yanlışlıkla. 'Mal çok önemli' demişler o güne kadar bana, korktum o yüzden. Ama adam arabadan indi. Omzuma elini koydu, 'Önemli değil. Dikkatli sür' dedi sadece. O gün mülkiyet duygum değişti benim".
Bazen bu dünya için, bu mütereddit dünya hayallerimiz için bir şey yapmadığımızı sanıyoruz. Oysa yaptığımız küçücük şeyler, kurduğumuz küçük cümleler bile hiç de ummadığımız kadar büyük sonuçlara yol açıyor. Biz bilmiyoruz, bizim kurduğumuz, öylesine söylediğimiz iyilikli bir cümle bir yerlerde bir çocuğu kuruyor. Bir çocuk iyi bir adam oluyor belki. Belki, hiç değilse şimdilik, dünya büyük cümlelerle değil, küçücük cümlelerle değişiyor. Sadece soru sorduğumuzu sanırken biz, aslında ağzımızdan çıkan küçük cümleler başka bir dünya kurabiliyor.
bu yazı ECE TEMELKURAN 'ın bugün (11.07.2005) milliyette çıkan "ARADA SIKIŞAN ÜÇÜNCÜ TARAF" başlıklı yazısından alıntıdır...
Sizce de güzel yazmamış mı paylaşmak istedim...
"Ne yapayım?" dedi orta yaşlı adam. Genç olanı "Bu ülkede kuşaklar arası aktarım yok. Biz, 'iyi adam' şimdi nasıl yaşar bilmiyoruz. Bu hayat nasıl yaşanmalı, bunun örneği yok artık önümüzde" diye karşılık veriyor. Dünyayı, memleketi, giderek hayatın ve insanın nasıl olması gerektiğini konuşmuşlar bütün gece. Giriş, düğüm bölümünü geçmişler; artık sonuç cümlelerini kuracaklar ikisi de. Orta yaşlı olanı hiçbir şeyin işe yaramadığını söylüyor. Genç olanı ise onun çocuklarla konuşması gerektiğini. Çünkü... "Bisikletle gidiyordum bir gün. Bir arabayı çizdim yanlışlıkla. 'Mal çok önemli' demişler o güne kadar bana, korktum o yüzden. Ama adam arabadan indi. Omzuma elini koydu, 'Önemli değil. Dikkatli sür' dedi sadece. O gün mülkiyet duygum değişti benim".
Bazen bu dünya için, bu mütereddit dünya hayallerimiz için bir şey yapmadığımızı sanıyoruz. Oysa yaptığımız küçücük şeyler, kurduğumuz küçük cümleler bile hiç de ummadığımız kadar büyük sonuçlara yol açıyor. Biz bilmiyoruz, bizim kurduğumuz, öylesine söylediğimiz iyilikli bir cümle bir yerlerde bir çocuğu kuruyor. Bir çocuk iyi bir adam oluyor belki. Belki, hiç değilse şimdilik, dünya büyük cümlelerle değil, küçücük cümlelerle değişiyor. Sadece soru sorduğumuzu sanırken biz, aslında ağzımızdan çıkan küçük cümleler başka bir dünya kurabiliyor.
bu yazı ECE TEMELKURAN 'ın bugün (11.07.2005) milliyette çıkan "ARADA SIKIŞAN ÜÇÜNCÜ TARAF" başlıklı yazısından alıntıdır...
Sizce de güzel yazmamış mı paylaşmak istedim...